Enerjide Tutumluluk ve Verimlilik Nasıl Olur?

      Sürekli artan dünya nüfusu, artan sanayileşme, endüstri devrimi ve insanoğlunun konfor isteği, enerjiye olan gereksinimi giderek artırmaktadır. Buna karşılık, enerji gereksinimi % 90 oranında karşılayan, petrol, kömür, linyit gibi fosil yakıtların kaynakları çok hızlı bir şekilde azalmaktadır.

      Fosil kökenli enerji kaynaklarının kullanılması sırasında açığa çıkan SO2, CO2, NOx gibi sera gazlarının belirli değerleri aşması, hava kirliliğine yol açmakta ve çevre kirliliği yaratmaktadır. Gelişmiş ülkeler, enerji yönünden başka ülkelere bağımlı kalmamak veya bağımlılıklarını en aza indirmek, çevre sorunlarının çözümü için yapılan uluslararası antlaşmalara uymak gibi nedenlerle enerji tutumluluğuna büyük önem vermektedir. Bunların sonucu olarak, çevre sorunlarının çok büyük boyutlara ulaştığı günümüzde, fosil yakıtların kaynaklarının bitmesi beklenilmeden, tükenme olasılığı az olan, çevre dostu yeni enerji kaynaklarının devreye girmesine ve var olan kaynakların daha verimli kullanılmasına yönelik çalışmalar hız kazanmıştır.

     Yeni enerji kaynaklarının devreye girmesi için yapılacak yatırımlarla karşılaştırıldığında, var olan kaynakların en etkin, en verimli şekilde kullanılmasını öngören enerji tutumluluğu girişimleri, çabuk ve ucuz elde edilen yeni bir enerji kaynağı olarak değerlendirilmektedir.                                                                                                                  

      Enerji verimliliği kavramı ilk kez 1970’li yılların ortalarında başlayan petrol bunalımı ile ortaya çıkmış ve doğal kaynakların azalmaya başlaması ile giderek önem kazanmıştır. Başlangıçta elektrikteki kesinti ve kısıntılar, “enerji tutumluluğu“ olarak algılanarak,                  “2 lambadan birini söndür” sloganı kullanılmıştır. Ancak tutumluluğun kesinti olmayıp, enerjinin verimli kullanılması olduğunun anlaşılmasıyla, enerji verimliliği deyimi, yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Enerji kaynaklarının üretimden tüketime değin tüm aşamalarda en yüksek etkinlikte değerlendirilmesini ifade eden enerji verimliliği, enerji tutumluluğunu da içeren daha geniş bir kavramdır. Enerji tutumluluğu ise, enerji kaynaklarının ve enerjinin verimli ve etkin kullanılması amacıyla alınacak önlemler sonucunda, harcanan enerji miktarındaki azalmayı anlatmaktadır.  

    Enerji alanında verimlilik, insanoğlunun refah düzeyini değiştirmeden, enerji istemini kısıtlamadan, binalarda yaşam standardı ve hizmet kalitesinin, endüstriyel işletmelerde ise üretim kalitesi ve miktarının düşüşüne yol açmadan, savurganlığı önleyerek, çevreyi kirletmeyecek şekilde hizmet elde etmek için, gerekli olan enerji miktarının azaltılmasıdır.

     Enerji tutumluluğu, üretimi ve kaliteyi düşürmeden, belirli davranışları yerleştirerek, iyileştirme yöntemlerini uygulayarak ve yeni teknolojiler kullanarak, enerjiyi daha etkin kullanmaktır. Enerji tutumluluğu, çevre sorunlarının çözümlenmesi için de basit ve ucuz bir yöntemdir. Isıtma, aydınlatma ve ulaşım ihtiyaçlarımızı karşılarken, elektrikli ev eşyalarımızı kullanırken, kısacası günlük yaşantımızın her aşamasında enerjiyi verimli kullanarak, ihtiyaçlarımızdan kısıtlama yapmadan aile bütçesine, ülke ekonomisine ve çevremizin korunmasına katkı sağlamamız olasıdır. 

Türkiye ’de Enerji Kullanımının Değerlendirilmesi

     Ülkemizde enerji gereksinimi, sürekli ve hızlı bir artış göstermektedir. Yurt içi enerji üretiminin istem düzeyinin altında olması nedeniyle, aradaki fark dış alımla karşılanmaktadır.

     Enerji durumumuz, ileriki yıllara yönelik olarak yapılan öngörü ve hesaplamalara göre incelendiğinde, enerji dış alımının artacağı, bunun sonucu olarak da enerji açısından dışarıya olan bağımlılığın artacağı bilinmektedir. Enerji gereksiniminin büyük bölümünü dış alım yoluyla karşılayan ülkemizin, var olan kaynaklarını en etkin, en verimli şekilde değerlendirmesi ve yeni temiz enerji kaynaklarının kullanımına yönelmesi gereklidir. Bu sayede ülkenin dövizle enerji dışalımında azalma olması, kişilerin yakıt harcamalarının düşmesi ve hava kirliliği de o oranda azalması kaçınılmaz bir gerçektir.

      Enerji yoğunluğu, yurt içi toplam ürün (Gayri safi yurt içi hasıla) başına tüketilen birincil enerji olarak tanımlanan ve tüm dünyada enerji verimliliğinin izlenmesi ve karşılaştırılması

için kullanılan bir göstergedir. Bu gösterge ile enerji tüketimi, ülkenin ekonomik gelişmesine bağlı olarak ifade edildiğinden, enerji yoğunluğundaki azalma ve eksilmeler, enerji kesiminde olan verimlilik artışlarını, sanayinin enerji yoğunluğu farklı olan üretimler için yapısal değişiklik geçirmesi gibi değişimleri yansıtmaktadır.

     Ekonomik aktivite ve yaşam standardı için, tüm kesimlerde harcanan enerjinin azaltılması, etkin kullanılması ve bunlara ilişkin uygulanan politikaların üzerinde ciddi bir şekilde durulması gereklidir. Enerjinin verimli kullanılması, ülke enerji sistemlerinin daha ekonomik tüketilmesi, çevreye olan etkisinin en az düzeye indirilmesi ve dolayısı ile ülkenin doğal kaynaklarının daha verimli kullanılması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu olgu, bölgesel ve küresel çevre sorunları, dünya ekolojisindeki değişimlerin denetlenebilmesi isteği ve ekonomik kalkınma arzusu nedeniyle, daha etkin bir duruma gelmiş ve kamuoyunun da gündemine yerleşmiştir.

    Türkiye’de ilk planlı enerji tasarrufu çalışmaları, 1981 yılında Elektrik İşleri Etüd (EİE) İdaresi Genel Müdürlüğünce başlatılmıştır. Bu çalışmaların yurt genelinde daha etkili ve kapsamlı yürütülmesi amacıyla 1992 yılı sonunda EİE bünyesinde Ulusal Enerji Tasarrufu Merkezi (UETM) oluşturulmuştur. EİE/UETM içinde yapılanan Sanayide Enerji Verimliliği Şubesi ve Binalarda Enerji Verimliliği Şubesi, enerji verimliliğinin artırılmasına yönelik çalışmalar yapmaktadır.

       Ülkemizde bina-konut, sanayi, ulaştırma başlıca son enerji tüketim kesimleridir ve ülke tüketiminde, bu kesimlerin payları, sırasıyla % 35, % 36 ve % 21’dir. Elektrik tüketimi açısından ele alındığında da sanayi kesimi % 54’lük payı ile ağırlıklı bir kesimdir, ve bina-konut % 42, ulaştırma % 1 paya sahiptir. Ülkemizde son enerji tüketiminin % 92’si bina, sanayi ve ulaştırma kesimlerinde gerçekleştiğinden, bu kesimlerde enerjinin etkin kullanımına yönelik teknolojilerin uygulanması, yaygınlaştırılması ve gerekli tutumluluk ve verimliliğe ilişkin önlemlerinin alınması gerekmektedir. Bu nedenle, bundan sonraki bölümlerde, her bir kesim ayrı ayrı ele alınarak, enerji tutumluluğu ve verimliliği için gerekli önlemler anlatılmıştır:

Sanayide Enerji Tutumluluğu

      Hem enerji, hem de elektrik tüketiminde en yüksek orana sahip olan sanayi kesimi, yüksek enerji tutumluluğu potansiyeli ve tüketilen enerjinin tümünün ticari olması nedeniyle, enerji tutumluluğu çalışmalarında öncelikli olan kesimdir.

     Enerjinin yoğun kullanıldığı, demir-çelik, çimento, seramik, cam, tekstil, kağıt, kimya, petrol gibi alt sanayi kesimlerinin, enerjiyi tüketen ana ekipmanları, fırınlar ve kazanlardır. Yetersiz ve verimsiz yanma, bir fabrikada enerji kaybının, aynı zamanda da para kaybının en önemli nedenleri arasındadır. Herhangi bir yakıtın tam yanabilmesi için, kuramsal olarak gerekli havanın bir miktar üzerinde yanma havası sağlanmalıdır. Ancak, çok fazla yanma havası da, yanmanın verimliliğini azaltacağı için, bu miktar en düşük düzeyde tutulmalıdır. Doğru yapılan hava kontrolü ile kazan ya da fırının yakıt harcaması azaltılabilir. Doğru seçilmiş bir ateşleme sistemi ile en iyi verim elde edilebilir. Sonuç olarak, bu fırın ve kazanlarda, enerjinin etkin kullanımı ile ilgili teknolojilerin uygulanması ve geliştirilmesi gereklidir.

     Sanayide üretim akışının iyi zamanlanması, enerji tüketimini azaltır. Fırın ve kazanlar belli bir süre için çalıştırılıp, belli bir sıcaklıkta kullanılır ve beklemeye alınırsa, yeniden ısıtılması sırasında tüketilen enerjiye karşılık bir üretim yapılmamış olur. Düzenli temizlik ve bakım da verimlilik açısından önemlidir. Buhar kaçaklarının belirlenmesi ve önlenmesi için, buhar vanaları düzenli denetlenmelidir. Sanayide, enerji girdisinin maksimum üretime dönüşmesinde bir diğer katkı, atıkların yeniden kazanılmasından gelmektedir. Cam sanayinde, kırık cam ve benzeri ürünler ham madde olarak değerlendirilmektedir. Benzer şekilde,çelik ve kağıt fabrikalarında da atık malzemelerin yeniden kazanılmasına önem verilmektedir. Enerji tüketiminin bir kısmının sıcak gazlar ve sıvılar şeklinde atıldığı kesimlerde, “atık ısı geri kazanımı “ yöntemleri ile bu kayıp azaltılabilmekte ve hatta kısa sürede geri kazanılabilmektedir.

       Sanayi kuruluşlarında, sektörlere yönelik olarak alanlar belirlenerek, pahalı ileri teknoloji gerek duymadan ciddi tasarruflar da yapılabilir. Isı yalıtımı ile tüm yüzeylerde, buhar üretimi ve dağıtımında, buhar hatlarında, buhar tahrikli sistemlerde, yakma sistemlerinde yakma havasının iyileştirilmesinden atık ısının değerlendirilmesine kadar, kazanlar, fırınlar ve brülörlerde birçok önlemlerin alınması olasıdır. Bu noktada enerji yönetimi ve enerji yönetici kavramı ön plana çıkmaktadır. Enerji yönetimi başladığında, enerji izleneceğinden, kayıp ve kaçaklar gözlenecek ve önlemler alınarak enerjinin etkin kullanımı yoluna gidilecektir.

      Enerjiyi tüketen personelin, enerji tutumluluğu ve enerjinin verimli kullanılması konusunda bilinçlendirilmesi, çeşitli seminer ve eğitim programları ile bilgilendirilmesi gereklidir.

Bina -Konutlarda Enerji Tutumluluğu

      Binalarda enerji kullanımı büyük ölçüde aydınlatma, ısıtma, ve soğutma alanında olduğundan, ev ve iş yerleri için enerji tutumluluğu, ısıtma, soğutma ve aydınlatma için daha az enerji kullanmak demektir. İyi bir yalıtım sağlanmadan, verimli ısıtma ve soğutma yapılamayacağından, binalardaki enerji tutumluluğu için alınması gereken önlemler, yalıtım önlemleri, ısıtma-soğutma sistemlerindeki önlemler, aydınlatma ile ilgili önlemler olmak üzere, üç başlık altında toplanmaktadır.

• Yalıtım ile ilgili önlemler

      Binalarda enerji tutumluluğu ve verimliliği için en önemli kavram, binanın iç kısmını dış ortamdan ayıran kapılar, pencereler, duvarlar, temel, tavan ve yalıtımından oluşan binanın dışyüzüdür. Binaların kışın sıcak, yazın serin tutulabilmesi için, bina çehresini oluşturan tüm birimlerin birlikte düşünülmesi gereklidir. Örneğin, kapı ve pencereleri çok iyi tasarımlanmış ve yalıtılmış bir binada, çatı, duvarlar ve tavan ısı kaçağına izin veriyorsa, bu durumda binanın yalıtımının etkin olduğu söylenemez. Bu nedenle, binalarda etkin bir yalıtım sağlanabilmesi için; dış duvar, çatı ve tabanın yalıtılması, pencere alanlarının olabildiğince küçültülmesi, pencerelerde ısı cam kullanılması gibi önlemler alınmalıdır.

       Isı yalıtımında amaç, kışın bina ısısının dışa kaçışını azaltarak ısıtma enerjisi tüketimini düşürmek ve iç mekanda dengelenmiş bir sıcaklık dağılımı sağlamaktır. Ülkemizde 1970’li yıllardan beri kullanılan çift cam üniteleri ile, iki cam arasına hapsedilen kuru ve durgun hava sayesinde bina ısısının dışa kaçışını yarı yarıya azaltılabilmektedir.

Yalıtımda en önemli nokta, enerjinin yoğun olarak kaybolduğu bölgelerin belirlenmesi ve o bölgeye gereken yalıtımın yapılmasıdır. Günümüzde kızılötesi kamera ile elde edilen sıcaklık haritası yardımıyla, enerji kaybına neden olan bölgeler kolayca belirlenebilmektedir.

     Kızıl ötesi kamera, cisimlerin yaydıkları, gözle görünmeyen, ısıl ışınımları ölçmek, ısı veren yüzeyin sıcaklık dağılımını görüntülemek için kullanılmaktadır.İnşaat sırasında yapılacak bir işlemle iç ve dış duvarlar arasına yalıtım malzemesi konularak, ısı kaybı azaltılmaktadır.

Radyatör arkalarında bir yüzü alüminyum folyo, diğer yüzü cam tülü olan yalıtıcıların kullanılması, her türlü çatılarda çatı şiltesi gibi malzemelerle yalıtım yapılması, ısı kaybının azaltılmasına katkı sağlayacak diğer önemli önlemlerdir.

     Isıtma sistemlerinde kendiliğinden denetimin (otomatik denetim)kullanılması, çok önemli enerji tutumluluğuna neden olmaktadır:

− Dış sıcaklık değişimlerine göre ısıtma suyu sıcaklığının otomatik vanalar aracılığıyla ayarlanması, ve böylece ortamın daha sıcak havalarda gereksiz yere fazla ısıtılmasının önlenmesi ile yıllık, % 30 dolayında yakıt tutumluluğu sağlanmaktadır.

− Zaman ayarı ile istenilen saatlerde sistem kendiliğinden otomatik olarak çalıştırılabilmekte ve kapatılabilmektedir.

− Termostatik vanalar kullanılarak, bina içinde farklı bölgelerde farklı ısıtma yapmak ve bütün binada iç sıcaklık değerlerini sabit tutmak olasıdır. Bu sayede % 30 dolayında tutumluluk sağlanabilmektedir.

• Aydınlatma ile ilgili önlemler

      Olabildiğince gün ışığından yararlanmak, çalışma yerlerini ve oturma birimlerini doğal ışıktan yararlanacak şekilde düzenlemek, gereksiz aydınlatmalarda kaçınmak, tutumluluk sağlamak açısından önemlidir. Enerjide tutumluluk yapmak ve elektrik faturalarımızdaki miktarları azaltmak istiyorsak, aydınlatma için enerji-tutumlu lambalar kullanmalıyız.

     Enerji tutumlu kompakt floresan lambalar ek düzenek gerektirmeden, akkor lambaların yerine doğrudan takılmalarının getirdiği kullanım kolaylılığının yanı sıra bilinen akkor lambalara göre 10-12 kat uzun ömre sahiptirler ve aynı ışık şiddetini 4-5 kat daha düşük bir güçle sağlayabilirler. Örneğin, 25 Watt Kompakt Floresan lamba 1800 Lümen ışık verirken, 100W akkor lamba 1750 Lümen ışık vermektedir.

    Kent planlamalarında, bina yönlendirmeleri, cam/duvar oranları, bina dış yüzey/hacim oranı, güneş enerjisi kazanç ve kayıpları dikkate alınarak yapılacak mimari tasarımlarla, kentin enerji tüketimini engelleyecek noktalar göz önüne alınmış olmaktadır. Diğer ülkelerde, ısı yalıtımı devletçe özendirilmektedir ve bağlayıcı yönetmeliklerle uygulama sağlanmaktadır. Almanya, Ingiltere, Fransa ve Isveç’te, ister kiracı, ister ev sahibi olsun, ısı yalıtımı yaptıracak kişilere yalıtım malzemeleri alımı için uzun vadeli düşük faizli kredi verilmektedir. ABD’de Güneş enerjisi ile ısınma sistemi kuranlara, devlet, fatura üzerinden % 40 oranında uzun vadeli kredi vermekte; böylece devletin ve ferdin tutumluluğu birlikte olmakta, enerji savurganlığı önlenmektedir. ABD’de “sıfır net enerjili bina” yapılması hedef olarak belirlenmektedir. Bu binalar, kendi gereksinimlerini karşılayacak elektrik enerjisini fotovoltaik çatı elemanlarından sağlayacak, mekan ısıtma, soğutma ve su ısıtma için de güneşe dayalı sistemlerden yararlanacaktır. Böylece, sera gazı ve kirletici gaz salınımları azalırken, mevcut konfor koşulları da korunmaktadır.

Taşıtlarda Enerji Tutumluluğu

       Ülkemizde ulaşım kesiminin enerji tüketiminin % 99’dan fazlasını petrol ürünleri oluşturmaktadır. Günümüzde kullanılmakta olan kara, hava ve deniz ulaşım sistemleri içinde, gerek yük gerek yolcu taşımacılığında, tüketimi tümüyle petrole dayalı kara taşımacılığı daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Petrol açısından dış bağımlılığı olan ve kullanılan petrolün % 45’i bu kesimde tüketilen ülkemizde, petrol tutumluluğunun sağlanması ve böylece enerji dış alımımızın azaltılması için, enerji etkin teknolojilerin kullanılması büyük önem taşımaktadır. Elektrikli ve hibrid enerji kaynaklı kara taşıt teknolojileri, yakıt hücresi teknolojileri uzun dönemde, düşük yuvarlanma direncine sahip tekerlek yüzeyinin gelişimi, sürtünme azaltıcı malzeme ve tasarımlar kısa dönemde ele alınacak Ar-Ge çalışmaları arasındadır. Ayrıca, demiryolu taşımacılığının yük ve yolcu taşınması açısından en ekonomik taşıma sisteminin olması nedeniyle, demiryolu taşımacılığını destekleyen çözümlere yönelinmesi de gereklidir.

       Ulaşımda enerji verimliliğinin artırılması ile ilgili olarak; yurt içinde üretilen araçların birim yakıt tüketimlerinin düşürülmesine, araçlarda verimlilik standardlarının yükseltilmesine, toplu taşımacılığın yaygınlaştırılmasına ve gelişmiş trafik sistemlerinin kurulmasına ilişkin çalışmalar yapılacağı hususu 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanununda yer almaktadır.

Elektrik Enerjinin Etkin Kullanılması

     Elektrik enerjisinin toplam enerji tüketimindeki payı gittikçe artmaktadır. Dolayısıyla, yaygın olarak kullanılan elektrik enerjisinde verimliliği sağlamak, kalite ve güvenirliliğin azaltılmaması koşuluyla, üretim maliyetlerini ve sistem kayıplarını en aza indirgemek, önemli hedefler haline gelmiştir. Ülkemizde iletim ve dağıtım kayıpları oldukça yüksektir.

Dağıtım şebekesindeki kayıplar;

 Şehir şebekelerinin çok eski olmaları nedeniyle istemi karşılamada yetersiz kalmalarından ve sık sık arızaya geçmelerinden,

 Düzensiz gecekondulaşma sonucunda, dağınık birimlerin gereksinimlerinin karşılanması için zorunlu olarak teknolojik gereklere uygun olmayan şebekelerin yapılmasından,

 Kaçak elektrik kullanımından kaynaklanmaktadır. Bu kayıp ve kaçakların büyük bölümü teknik olmayıp sosyal niteliklidir. Yeterli denetimin olamayışı nedeniyle kırsal bölgelerde ve denetimi zor olan kentsel bölgelerde kaçak enerji kullanımı yaygındır. Her bölgenin dağıtım şebekesi, kendine özgü coğrafi ve ekonomik koşullar ve müşteri çeşitliliğine göre gelişmektedir. Bunun sonucu olarak, karşılaşılan sorunlar da, hizmet verilen bölgelere göre farklı ve özgün olmaktadır. Örneğin, Şanlıurfa ve Gaziantep bölgelerinde, tüketim ağırlığı tarımsal sulamada ve yıllık puant yazın sabah saatlerinde iken, Erzurum’da tüketim konut ağırlıklı, ısınma amaçlı ve puant da kışın akşam saatlerindedir. Antalya ve Muğla’da iklim nedeniyle serinleme amaçlı olan tüketim gözlenirken, sıcak olmasına karşın İzmir’de sanayi tüketimi daha yoğundur.

• Elektrik Tüketen Aygıtlarla İlgili Önlemler

       Günümüzde teknolojik gelişmelere paralel olarak, enerji tutumluluğu ve enerjinin verimli kullanılması bilincinin gelişmesiyle, elektrikli ev aletlerinde de büyük gelişmeler olmuştur. Evlerde kullanılan buzdolabı, derin dondurucu, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, televizyon, radyo, elektrikli mutfak araçları (robot, mikser, tost makinesi, elektrikli çaydanlık v.b.), fırın, ısıtıcı, ütü, bilgisayar, saç kurutma makinesi, klima, uydu alıcı ve lambalar elektrikli ev aletleri olarak tanımlanmaktadır. Büyük ölçüde hayatımızı kolaylaştıran ve yaşam standardını yükselten bu aletlerin yaygın kullanımı ile, enerji tüketiminde bir artma olduğu bilinen bir gerçektir. Ancak, üretici firmaların yeni teknolojiler geliştirmesi ve bunları uygulanması ile ve tüketicinin bilinçlenmesi ile elektrikli ev araçlarının enerji tüketimlerinin azaltılması sağlanabilir. Elektrikli ev aletleri içinde enerji tüketimi en yüksek olan aygıtlar buzdolapları ve klimalardır.

      Ülkemizde tüketici, elektrikli ev aletlerini satın alırken, tercihini çoğunlukla, yakın çevresinin kullandığı markaya, reklamlara ve bütçesine bağlı olarak yapmaktadır. Kullanacağı aletin ne oranda elektrik, su, deterjan tüketeceğini göz önüne almamaktadır. Enerji etkin aygıtların pahalı olması nedeniyle, bunlara karşı isteksiz davranılmakta, kullanıldığı seneler süresince aylık elektrik tüketiminde elde edilecek olumlu katkı göz ardı edilmektedir. Diğer ülkelerin bu konu ile ilgi çözümleri incelendiğinde, basın yayın organları yoluyla, eğitim kurumları aracılığı ile tüketiciyi bilinçlendirmenin yanı sıra üretici firmaya getirdikleri, etiketleme ve verimlilik standardları gibi yaptırımların olduğu görülmektedir.

      Avrupa Topluluğu ülkelerinde, enerji verimli ürünlerin geliştirilmesi, pazarlanması ve satışını özendirmek amacıyla  Etiketleme ve Verimlilik Standardları programları başlatılmıştır.

     Avrupa Topluluğu Enerji Komisyonunun 1995 yılında yürürlüğe giren 92/75 no'lu Buzdolabı Enerji Etiketlemesi ile ilgili yönerge ile buzdolaplarının enerji verimliliği A-G harfleri arasında sınıflandırılmış ve etiket koyma zorunluluğu getirilmiştir. Etiketleme, çamaşır makineleri, bulaşık makineleri ve kurutucuları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir.

    Buzdolabı Enerji Verimlilik Gerekleri Yönergesi ile belli bir düzeyin altında kalan ürünlerin Avrupa Topluluğunda üretilip satılması yasaklanmıştır. Etiket, standard ve hedeflerin tek başına kullanılması belli bir etki oluşturabildiği gibi, başka verimlilik geliştirici önlemlerle birlikte kullanılmaları etkilerini daha fazla artırır. Bunlar; bilgilendirme, eğitim ve çeşitli parasal özendirmelerdir. Bu özendirmeler üreticilere çeşitli yatırım ve Ar-Ge özendirmeleri olarak, tüketicilere ise belirli bir enerji düzeyinde ürün alındığında belli bir miktarın hemen geri ödenmesi şeklinde olabilir. Ofis ve otomasyon makinelerinin büyük bir hızla artması, okul, iş yeri ve bürolarda kullanılan enerji tüketiminde önemli artışlara yol açmaktadır. Amerika ve Japonya’da bu gelişmenin daha verimli cihazlar kullanılarak sağlanması için, “Energy Star” işaretini taşıyan ve daha az enerji tüketen cihazların üretilmesini ve kullanılmasını sağlayan “Energy Star” programı başlatılmıştır. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nca tüketicilerin enerji verimliliği konusunda bilinçlendirilmesi, enerji tüketiminde tasarruf ve enerjiyi daha verimli kullanan elektrikli cihazları tercih edebilmelerini sağlamak amacıyla, elektrikli ev aletlerinden buzdolabı- dondurucular, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, elektrikli fırın, klima ve ampullerin enerji etiketlemesi konusunda AB teknik mevzuatı uyumlaştırılarak Türk hukuk sistemine kazandırılmıştır.

 • Yol, Park ve Bahçe Aydınlatması

     Aydınlatılan yollarda, daha az sayıda trafik kazalarının meydana gelmesi, yol aydınlatmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle de herhangi bir bölgede yol aydınlatması yapılıp yapılmayacağına karar verirken, öncelikle trafik yoğunluğunu dikkate alınmalıdır. Enerji tutumluluğu nedeniyle, yol aydınlatmasının yapılmaması veya belli bölgelerin aydınlatılıp, belli bölgelerin karanlık bırakılması, trafik açısından büyük bir tehlikedir. Bu tür aydınlatmalarda tutumluluk yapılması için alınması gerekli önlemler şu şekilde sıralanabilir:

     • Aydınlatma amacıyla en yaygın kullanılan yüksek basınçlı sodyum buharlı lambaların ekonomik ömrü (toplam ışık akılarının % 30 değer kaybedişine dek geçen süre) 12 000 saattir. Bu süreden sonra, aydınlatma düzeyi olması gerekenin altında kalacağından, tüm lambalar ekonomik süreleri sona erdiğinde yeniler ile değiştirilmelidir.

     • Var olan ışık kaynakları içinde etkinlik çarpanı en yüksek olanı alçak basınçlı sodyum buharlı lambadır. Seçiciliği çok iyi olan bu lamba, oto yol aydınlatmaları için en verimli ve tutumlu çözümdür.Bu lamba Avrupa’da otoyol aydınlatmalarında yaygın olarak kullanılmaktadır.

    Sonsöz olarak, ülke ekonomisinin gelişmesinde, enerji kalitesinin yükseltilmesinde, kaynakların etkin kullanımında, dövizle enerji dış alımının azaltılmasında, çevre kirliliğinin önlenmesinde enerji tutumluluğu ve enerjinin verimli kullanılması önemli rol oynamaktadır. Her şeyden önce genel olarak halkın ve sanayicinin enerji tüketimi ve enerji verimliliği konusunda bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi, daha sonra da bu bilinçle Ar-Ge çalışmalarının etkin olarak kamusal tüm birimlerin desteğini de alacak biçimde yaygınlaştırılması gerekmektedir.

KAY NAKLAR

http://www.eie.gov.tr/

http://www.tse.gov.tr/

 

Serpil TÜRKMEN

TEİAŞ 4.İletim Tesis ve İşletme Grup Müdürlüğü-İstanbul

serpil.turkmen@teias.gov.tr