BAŞARI VE BAŞARISIZLIK ÜZERİNE... 

 

 “-İnsanoğlu çocukluktan sıkılır, büyümek için acele eder, sonra da çocukluğunu özler!

 

  -Önce para kazanmak için sağlığını harcar, sonra da yitirdiği sağlığını geri kazanmak için parasını!

 

  -Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar, sonra da hiç yaşamamış gibi ölür!

 

  -Hayata hazırlanmaya o kadar zaman harcar ki, Hayatını yaşamaya vakti kalmaz!

 

  -Yarınını o denli düşünür ki, bugünün elinden kayıp gittiğini fark etmez bile.Oysa hayat geçmişte ya da gelecekte değil, şimdiki zamanda yaşanır.”

 

Ünlü bilge Eflatun yüzyıllar önce,  insanoğlu’nun en şaşırtan davranışlarını bu sözlerle dile getirmiş.

 

Gerçekten de; İnsan, tüm eylemlerinin toplamı değil midir?

Yaşamı, gözlerimiz gibi taşımıyor muyuz?Hem de bize en uygun biçimde yerleştirilmiş gözlerimiz gibi…!

 

Öyleyse, hayat denen bu yolda;

 

bazen  karşılaştığımız, bazen ıskaladığımız,  çoğu zaman peşinden koştuğumuz ve hep duymak-yaşamak istediğimiz BAŞARI ve

 

diğer tarafta , bazen karşılaşmak istemediğimiz, bazen dersler çıkardığımız, çoğu zaman da görmezden geldiğimiz, hep kabullenmesi en zor olan BAŞARISIZLIK,

 

kelimelere dökülmek, anlatılmak istendiğinde söylenebilecek sözlerden bazıları şunlar olabilir:

 

Ø        “Başarı, bir tek kişi bile olsa, birilerinin siz yaşadığınız için daha rahat nefes aldığını bilmektir.” 

Ø           “Başarısızlığı götüren bütün yollar bitince, geriye başarıya giden yol kalır.” 

Ø           “Başarı, kalpten gelir, beyinde büyür ve ellerimizden hayata akar.” 

Ø           “Başarı, olduğunuz yerde durmamaktır.” 

Ø           “Başarısızlık ecel değil, öğretmendir.” 

Ø           “Başarı, bir sonuca bazı engelleri aşarak ulaşmaktır.” 

Ø           “Başarısızlık, yenilgi değil, gecikmedir.” 

Ø           “Başarı, amaca uygun sonuç almaktır.”

Ø           “Başarısızlık, çıkmaz sokak değil, virajdır.” 

Ø           “Başarının dört şartı; Bilmek-İstemek-Cesaret etmek ve Susmaktır.” 

Ø      “Hayattaki başarısızlıkların yarısı, başkalarının başarılarından pay almaya çalışırken gerçekleşir.” 

Ø        “Başarısızlığa uğramanın iki avantajı olduğunu unutmayın.İlki, eğer yanılmışsanız nelerin işe yaramadığını öğrenirsiniz.İkincisi, başarısızlık size yeni bir başlangıç için fırsat verir.” 

Ø       “Başarı, doğru olduğuna inandığınız şeyi yüksek sesle söyleyebilme, hatta haykırabilme cesaretidir.” 

Ø        “Başarılı olmanın en önemli şartı; başarısız olmaya dayanacak kadar sağlam sinirlerinizin olmasıdır.” 

Ø           “Başarı istenilen yere gelir.”

 

Bir ampulü keşfetmek için tam binlerce deney yapan ve başarısız olduğu her deneyden sonra bile pes etmeyen, bir gün başarılı olacağına yürekten inanan Edison ise; başarısız olduğunu söyleyenlere her seferinde : "Hayır, başarısız olmadım. Sadece, ampulü keşfetmeyen bir yol daha buldum."  Cevabını verdikten sonra, nihayet amacına ulaşıp dünyamıza aydınlık kazandırırken, bizlere verdiği ders  şuydu: "İnanırsak başarırız."

  

Bireysel ve toplumsal açılardan baktığımızda;

 

Öyle sanıyorum ki! Başarı, doğruluğu kabul edilmiş, herkesin inanarak paylaştığı, gerçekleştirilebilir bir vizyon yaratmaktan ve bu süreçte esas değerleri göz ardı etmeden, değişim ve gelişmelerden etkilenebilen bir vizyon yaratmaktan geçer. Nasıl ki, vizyon önce bireylerin, sonra da bu bireylerin yarattığı ailelerin, toplumların, milletlerin gelişimi ve yaşamsal kalitesi için olmazsa olmaz değerler bütünüdür. O zaman; bireyler, kişisel vizyonlarını yaratarak performanslarını arttırıp başarılar yakalayabilir.İşletmeler, kurumsal vizyon yaratarak kazancın ötesinde sosyal sorumluluklarını yerine getirebilir.Toplumlar gelişmişlik vizyonunu benimseyerek diğer toplumlarla fark yaratabilir.

 

 

Belki de en önemlisi;

Başarı ve/veya Başarısızlık yolunun mutlaka sevgiden geçmesidir.

 

 

 

Hazırlayan: