İNSAN İLİŞKİLERİ ÜZERİNE DERLENEN ÖZLÜ SÖZLER...   

 

      En çok yaşamış olan uzun yıllar yaşamış olan değil, yaşamının anlamını en fazla anlamış olan insandır.   

      Belki, elimizde olanın kıymetini kaybettiğimizde anladığımız doğru olabilir, fakat elimize gelene kadar neler kaçırdığımızın farkına varamadığımız da doğrudur.

      Olgun insan güzel söz söylemesini bilen değil, söylediğini yapan ve yapabildiğini söyleyebilen insandır.

    Elmas yontulmadan, insan da yanılmadan mükemmelleşemez.  

    Randevuya her zaman zamanında gelmek, ötekinin gecikmesini onun yüzüne vurma sanatıdır.  

    Siz kendinize inanın, başkaları da size inanacaktır.  

    Büyük felaketler büyük insanların yetiştiği okuldur.  

    Deha, insanın kendi ateşini yakmasıdır.  

    İnsanın kendini feth etmesi zaferlerin en büyüğüdür. 

    Bir mum diğer mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez.

      Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler ise kişileri konuşur.  

      Ayakkabılarım olmadığı için üzülürdüm, ta ki sokakta ayakları olmayan adamı görene kadar.

      Bir işi yapmak için neden yarını bekliyorsun.Bugün de dünün bir yarını değil mi?

    Aldığın her nefesi fırsat bil, ot değilsin yeniden bitmezsin.  

    Gözler kendilerine, kulaklar başkalarına inanırlar.

    Güçlü olan zayıf yanını herkesten daha iyi bilendir; daha güçlü olan, zayıf yanına hükmedebilendir.

    Kötümser yalnız tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı görür; gerçekçi hem tünelle birlikte ışığı hem de gelecek treni görür.  

      Gerçek arkadaşlık sıhhat gibidir, değeri ancak o yok olduktan sonra anlaşılır.

      Yumuşak olma ezilirsin, sert olma kırılırsın.  

    Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir.  

      Belki, bir mutluluk kapısı kapandığında, başkası açılıyordur, fakat böyle zamanlarda kapanan kapıya öyle uzun bakarız ki, bizim için açılan diğer kapıyı görmeyiz bile. 

      Bir insan, kilitli olmayan ama içeriye doğru açılan bir kapıyı itiyor ve çekmek aklına gelmiyorsa orada hapistir.

    Çok yaprak, az meyve; bu doğanın aynasıdır. Çok söz ve az iş; bu da insanın hatasıdır.

     İnsanlar başaklara benzerler, içleri doldukça eğilirler.

      Bir gün insan virgülü kaybetti... O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün "ünlem işareti"ni kaybetti. Alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Bir süre sonra "soru işareti"ni kaybetti ve soru sormaz oldu. Hiç bir şey ama hiç bir şey onu ilgilendirmiyordu. Ne kâinat ne dünya ne de kendi umrundaydı. Bir kaç yıl sonra "iki nokta üst üste işareti"ni kaybetti ve davranış sebebini başkalarına açıklamaktan vazgeçti. Ömrünün sonuna doğru elinde yalnız "tırnak işareti" kalmıştı. Kendine özgü tek bir düşüncesi yoktu. Son olarak "nokta"ya gelindiğinde düşünmeyi ve konuşmayı unutmuş durumdaydı.  

 

Serpil TÜRKMEN

4.İLETİM TESİS VE İŞLETME GRUP MÜDÜRLÜĞÜ

serpil.turkmen@teias.gov.tr